Karanlık bulutlar...


Mustafa BAĞ

Mustafa BAĞ

Okunma 22 Temmuz 2016, 10:17

Karanlık bulutlar...



Günlerdir düşünüyorum. Yazmakla, yazmamanın içinde gidip geliyorum. Ben bu günleri 9 yıl önce görmüş ve kaleme almıştım. Kırşehir Çağdaş gazetesi arşivlerinde görebilirsiniz… Ve ben günlerdir haberleri izlemiyorum. Sadece bugün bilgisayarımı bu yazıyı kaleme almak için açtım. 
Dünya’nın en güzel coğrafyasına sahip canım ülkem, korku ve endişenin kol gezdiği bir hale getirildi. Çaresizlik çok kötü. Ben çaresizce etrafıma baktım. İzledim. Büyük adamlar neden küçük adamları dinlemezler! Şu gerçek ki; biz bu topraklarda birbirimizi hiç sevmedik. Bunun içindir ki; sevgi saklanıyor bir kuytunun dibine giriyor… Sevginin olmadığı yerde her türlü melanet at koşturuyor. Biz kendimizi başkasının yerine koyarak düşünmeyi unuttuk... Başkalarının bizim için düşünmesine, uygulamasına izin verdiğimiz gerçeğini kimse yok saymamalı.
Başkalarının hayatına burnunu sokmaya bayılan ve adına büyük olasılıkla bu “İyilik Sever” kişilerin sonuçta insanların başına nasıl çoraplar ördüğü açıkça ortada. Yurdum insanının yüzyıllardır çektiği acılar yetmezmiş gibi bu seviciliğin örneğini birkaç gün önce yaşadı canım ülkem. Hep böyle yaklaştılar. Böyle içimize girdiler. 
İçinde bulunulan koşulları bilerek veryansın ederek akıl verenleri izlemek. Koşulsuz itaat etmek aklın firarı gibi geliyor bana. Cahil cesareti yanında akıl vermeye yüreklendirenler kardeşkanı dökülmesine öyle bir zemin hazırladı ki; akıllara ziyan. Nedir bunun altındaki neden? İnanç mı? Kimse kimsenin inancına karışmadığı demokratik ve bir hukuk devleti içinde yaşadığını unutmak. Olabilir mi? Veya Para ve güç. Siz bu gücün parçası değil, piyonu olduğunuzu nasıl kavramanız gerekir. Bir başka öngörü, sözü geçenlerin etkili olması. Sistematik olarak kendinizin kullanılabilir bir araç haline getirildiğinizi anlayabilmek. 
Eleştirilecek o kadar çok şeyimiz var ki… Hangisinden başlamak gerekir bilemiyorum. Korumak yaşatmakla eş değerdir. Dünya’da bugüne kadar demokrasiden daha iyi yönetim biçimi bulunamamış. Tüm insanlara temel hak ve özgürlüklerin verildiği bir sistem yapısı. Siyaset bilimciler Yeryüzünde oluşa gelmiş tüm yönetim biçimlerinin insan varlığına acı verdiğini niçin ve nedenleriyle, ortaya koymuş. İnsanlık tarihinde acı ve gözyaşı insanlığa huzur ve mutluluk getirmemiş.
Eğitimsiz bir toplum, sürü olmaktan kurtulamaz. Eğitimsiz bir toplum adam sendecidir. Eyyamcıdır. Kendisi düşünmez. Başkalarının düşüncesini onaylar. Başkalarının düşüncesi ile hareket eder.
Enteresan bir darbe girişimi onlarca cana mal olurken, maddi ve manevi zararları da beraberinde getirdi. Bu girişimin hafife alınacak hiçbir yanı yok. Darbe sevdalılarına sormak gerekir. Mutlaka birileri de soruyordur. “Sizler mevcut düzeni yıkıp yerine hangi yönetim biçimini getirecektiniz”?  Onların tepesinde oturan, uygulama yoksunu darbeci üniformalı din baronu da bu sorunun cevabını veremez. Bu sorunun cevabını akıl dağarcığında bulabilmiş olsa idi. Önce kendisini 15 Temmuz akşamı kendisine yönlendirene kanlı eyleme karşı dururdu. 
2002 yılında FETÖ için askeri liseye 14 yaşında giren çocuk bugün 29 yaşında, örgütsel, silahlı eğitim ve mücadele taktiklerini almış, yüzbaşı rütbesinde bir birlik komutanı. Bu rütbede Silahlı Kuvvetler Akademisine girme süreci başlamış. Yine 2002 yılında kurmay yüzbaşı olan kişi 2016 yılında Kurmay Albay veya Tuğgeneral. 
Biraz daha geriye gider bu yapılanmanın 1987 yıllarında başlayan TSK içine sızma tarihi ile 1995 ve üstü yıllara yaymak mümkündür. TSK sızma harekâtı kendi içinde bulunan ve tespit edilen  Subay ve Astsubayların  YAŞ kararlarında, bu kişilerin ordudan ilişikleri kesilmesi hususu  “Şerh” düşülerek engellenmiştir. Bu engelleme yıllara dayalı olarak Orduda “Balyoz, Ergenokon” başlıkları altında oluşturulan düzmece kumpasları hayata geçirmiştir. Ülkesine ve Milletine bağlı General ve Kurmay subaylar tasfiye edilmiş. 3,5 ile 5 yıl hapislerde tutulmuş. Boşalan kadroların aşağıdan gelen FTÖ yandaşlarınca doldurulması ve adaptasyonları sağlanmıştır.
Ben bu olayların hazırlık safhalarını, tarihsel özetleriyle 2007-2009 yılları arasında ‘Kırşehir Çağdaş Gazetesinde’ mütemadiyen yazdım. 
‘İran'da devrim çok süratli gelişmiştir. Yönetim ve Silahlı Kuvvetler ilk günlerde dağılmıştır. El ilanları ve duvarlara asılan pankartlarla ''Asker; Humeyni 'nin Emri ile Firar Et'' çağrılarıyla parçalanan Silahlı Kuvvetler, yetişmiş kadrolarını ve komuta kademesinin tümünü başlangıçta kaybetmiş, bir yıl sonra Irak'la girişilen savaş (1980- 1988) bu nedenle yönetilemez hale gelmiştir. Hapsedilen ve emekli edilenler hariç sadece kurşuna dizilerek öldürülen generallerin ve amirallerin sayısı 30'u bulmuştur. (Silahlı Kuvvetlerde, Emniyet Teşkilatında, Haber Alma Teşkilatında SAVAK'ta görevli general ve amirallerin, üst düzey yöneticilerin idam kararları, maiyetlerindeki görevliler tarafından infaz edilmiştir.) Bu arada ideolojik nedenlerle, ''özgürlük ve demokrasi'' sloganlarıyla monarşik yönetime karşı çıkarak mollalarla birlikte hareket eden ve ''İran İslam Cumhuriyeti'' özlemiyle mollalara destek veren, Halkın Fedaileri, Halkın Mücahitleri, Yasadışı Komünist Partisi/TUDEH gibi sol kanattaki bütün örgütler tasfiye edilmiş ve yandaşlarının tümü idam edilmiştir. 
Eğer ''Bunların hiçbiri Türkiye'de olmaz'' diye düşünenler, yılan günü geldiğinde uyanacaktır. Belki de çok yakınızda bir kışlanın duvarında; “Asker Fetullah’ın emriyle firar et” yazısını da okuyabilirsiniz.’
Bu ve benzeri yazılarımın ardından geçen süre 9 yıl.  Ve yılan uyandı. 
Ben bu yazılarımdan dolayı FGÖ’ne para cezası (8 000,00 TL) ödedim. FTÖ yargıçları beni cezalandırdılar. İzlemeye aldılar. Defalarca ifadeye çağırdılar. Tehdit telefonları vs.
Çok üzülüyorum…
Yerlere yatırılan, elleri başlarında teslim olanların üzerinde keşke o üniforma olmasaydı. Öldürülen 104 asker keşke PKK ile mücadelede ölselerdi. Bir düşman devletin kurşunlarıyla ölselerdi. Düşman askerine esir düşselerdi. Kardeşini vuracağına uçurumlardan yuvarlanıp ölseydi. Paraşütleri açılmayıp yere çakılıp parçalansalardı. İnanın eski bir asker olarak içim bu kadar acımazdı. Kardeş kardeşi vurdu. Kardeşkanı aktı. Bir rezalet gösteriyi bizimle birlikte tüm dünya izledi. 
Gerçek Demokrasiye sahip çıkma zamanı. Ne başka bir Türkiye, nede demokrasiden başka çok iyi bir yönetim biçimi?

MUSTAFA BAĞ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.