Kasımpaşalı fena kızdı!


Mustafa BAĞ

Mustafa BAĞ

Okunma 12 Mayıs 2014, 10:27

Kasımpaşalı fena kızdı!
Edep, Edepsizlik. Ud ve hayâ.

Tahammülsüzlük. Eleştirenlere kapalı olma hali, olsa, olsa bu davranış biçimi bir psikolojik ve korku sendromu halidir. Konuşmacıya kızdı. Elini salladı. Mırıldandı. Ayağa kalktı kürsüye yürüdü az kalsın dövecekti. Araya girenler oldu. Araya girenlerle birlikte salon terk edildi. Yargıya tahammülsüzlük. Yargıyı teslim almada gelinen son nokta. Kürsü bağımsızlığı. Kuyruğunu apış arasına sıkıştıranlar. Arkasından kös, kös saltanat sürdürdükleri makama yönelenler. Yağ çekmekte sıraya girenler ve köpekleşenler. Devletin tükendiğini bir Kasımpaşalının tahammülsüzlüğünde bizleri Dünya izledi. Türkiye demiyorum. Türkiye’nin elle tutulur hiçbir yanı yok. Kurtarılan bir ülke böyle kişisel hırs, çıkarlar ve menfaatler odağında böyle batırılır…

Zaloğlu Rüstem.
“Ananı da al git”. Diyerek başlayan kabadayılık. Devlet ciddiyetinin ayaklar altına alınmasının en açık örneğiydi. Kabadayılığın geldiği. Hat da devam edeceği anlayışı. Salonu terk ediş ve onun arkasından çıkan Cumhurbaşkanı olan kişi. Ardından salonu terk eden ters “L” efendi, üniformalı din baronu olan Genelkurmay başkanı. Danıştay’ın kuruluş yıldönümünde Devletin içine düştüğü acz farklı bir boyutta seyrine devam ediyor.

Danıştay toplantısının tartışılacak çok yanı var ama neresini tartışacaksınız ki! Türkiye’nin en büyük makamını işgal eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Başbakanın arkasına düşüp gidiyor. Bu adamın neresini tartışacaksınız. Başbakan Erdoğan. Neresinden tutup anlatacaksınız ki. Olmayan yargı. Teslim olmuş bir ordu... Dünya’dan bir haber sadece laf ebeliği yapan muhalefet. Günlük yaşayan. Kahve falıyla ömür tüketen ve gelecek hayalleri kuran. Kafasına kuş sıçınca milli piyango bileti alan.  Gördüğü rüya ile hayatına yön veren, futbol takımı tutar gibi siyasete göbeğinden çıkar odaklı bağlanan,  sadece adı Müslüman olan bir grubun içinde ülkenin durumunu tartışmanın ne gibi yararı var. Tartışma millet ile yapılır. Millet olmanın vakarı vardır. Devlet adamlığının saygınlığı ile varlığını sürdürür. Bu ülke diktatörlere laf ebelerine boyun eğiyorsa yazıklar olsun.

Muhalefetin en küçüğünün bir büyüğü üçgen çizdi. Y-CHP bu üçgenin hipotenüsü olmak için üçgenin içine balıklama daldı. Muhalefetin küçüğün büyüğü olan muhalefetin başındaki adam anlattı. Ortancanın bir büyüğü olan Ana muhalefet partisi lideri Cumhurbaşkanlığının üçgenli tanımı için olabilir ve destekleriz dedi. Başbakan bunlar için dedi ki: “Bunlar Geometriden falan anlamazlar. Anlasalar paralel yapıyla olmazlar…”

Danıştay toplantısında Mevcut olanı ve adaylığı açıklanmayan ancak aday olacağı kesin gözüyle bakılan başbakan izlendi.

Bana göre öncelikle bu ülkenin kuruluş felsefesine saygılı. Toplumu ayrıştırmayacak tam bağımsız bir Cumhurbaşkanına ihtiyaç var. Bu temel anlayışın altını bu millet çizer mi? Burası biraz şüpheli. Bu milletin atarsınız önüne bir çuval kömür. Nasılsa önümüz kış. Kucağına korsunuz üç paket makarnayı. Satın alırsınız. Ortada ne üçgen kalır. Ne dikdörtgen. PKK başı Anayasada iki maddenin yaslaşmasını istiyor. Kürdistan’ın tescilini. Kimden Cumhurbaşkanı adayı olacak zaloğlu Rüstem’den.
Bahçeli cumhurbaşkanı olacak adayın nicelik ve niteliklerini sıraladı.

1. Milliyetçi olacak.
2. Muhafazakâr olacak
3. Manevi değerleri taşıyacak.
4. Laik bir aday olacak.
5. Demokratik değerler sahip olacak.

Bu sıralamaya bakar mısınız? Demokratik değerler en sonda. Başbakan doğru söylüyor. Bunların geometriden haberleri yok. Ben diyorum ki aşağıdaki temel nitelikler mevcut anayasanın vazgeçilmez unsurlarıydı. Bu unsurlara bağlı bir cumhurbaşkanının varlığı toplumun hiçbir kesimini rahatsız etmez. Bazıları hariç.

1.Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. (Bkz. 1921, 1924, 1961, 1982 Anayasaları)
2.Milli Birlik ve Beraberlik, Milli Dayanışma. (Bkz. 1961, 1982 Anayasaları)
3.İnsan haklarına bağlılık. (Bkz. 1961, 1982 Anayasaları…)
4.Milli Devlet olmak, Türk Milliyetçiliğine bağlı olmak.
5.Atatürk İlke ve İnkılâplarına bağlılık.
6. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, Resmi Dilinin Türkçe, Başkentin Ankara olması.
7. Laiklik. (Bkz. 1961, 1982 Anayasaları)
8. Demokratik sosyal bir hukuk devleti.
9. Kuvvetler Ayrılığı. (Bkz. 1982 Anayasası)

Neydi Bahçeli’nin ilk şartı: MİLLİYETÇİ olacak. İkincisi: MUHAFAZAKÂR olacak. Üçüncüsü MANEVİ değerlere saygılı olacak. Bahçecinin anlayışında ki yönetim biçimi ve şekli üçüncü Dünya ülkesi normlarında bir Arap düzeni. Bu üçgenin içinde hipotenüs olmayı yeğleyen Kılıçdaroğlu. İnsanın vay anasına diyesi geliyor gelmesine de. Gelişmeleri izledikçe bu ülke kimlere kalmış yazıklar olsun demek daha evla geliyor. Geometrik ironiler. İçinde yemlenmeye uğraşan iki parti şeyhleri ve arkasındaki kalabalık. Demek ki bugüne kadar bu ülkede kâfirler Cumhurbaşkanı olmuş. Ümmetçi bir anlayışın ürünü olan Bahçeli’den farklı bir teklif gelmesini düşünemem. Bu oyunun bir parçası olmayı içine sindirecek olanlara ne demeli. Bunları izleyince Kasımpaşalıya hak vermemek mümkün değil. En azından ulu orta. Yanlış doğru söylüyor. Ya yanlışın içinde olanlar!
Sanki hepsi papağan. “cumhuriyetin temel değerleri”; sözcüğünü ezberlemişler sizden başka herkes “cumhuriyet düşmanı” sanki!
Bu nasıl bir itmektir, itelemektir bu milleti! Say bakalım neymiş o değerler desen, kaçı sıralayabilir acaba “laiklikten” gerisini… Bunların kargadan başka kuş tanımadıkları açık saçık ortada iken bunlardan icazet beklemek.
Etrafınıza bir bakın. Anayasanın değiştirilemez maddelerinin değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini savunan kim kaldı? Bunlar değil mi? Masadan ilk kalkan biz olmayacağız diyenler. Milletin adını değişime zorlayanlar ve fikir üretenler kimlerdi?

Türk Milliyetçileri!
Açın 29 Ekim 1926 tarihli Hâkimiyet-i Milliye’yi… Cumhuriyetin “Anayasada yazılı olmayan” değerleri de orada listeli…

Cumhuriyet fazilettir!
Kurtuluş Savaşı “Türk Milliyetçiliğinin zaferi” sayılacak… Cumhuriyet o zaferin tacı olacak… Cumhuriyetin “yeniden yapılandırılan” bütün kurumları “milli” sıfatı ibaresi taşıyacak…

Her şeyi geçtim, Atatürk “Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz; Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur” diye zaten en başından yapmış olacak tarifi…
Bunların tarifi Üçgen…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.