Kırşehir’de Gurbetçi Almanlar-6


Abdullah Çelik

Abdullah Çelik

Okunma 18 Ocak 2013, 12:08

Gözetim altındakilere Hükümet tarafından kişi başı 25 lira her ay ödeme yapılıyordu.

Ayrıca Kızılay ve Kızılhaç tarafından da belli bir miktar yardımda bulunuluyordu. Ama en önemlisi, gözaltında olmayan Musevi Almanlar tarafından oluşturan bir yardım fonundan belli zamanlarda bir kişi görevlendirilerek enternelerin ihtiyaçları karşılanıyordu.

Ankara Üniversitesi’nde Pediatri Profesörü olan Albert Eckestein‘ın eşi bizzat parasal yardım konusu ile ilgileniyordu. Ankara’dan genç bir göçmen olan Eugen Merzbacher, her ay Kırşehir’deki enternelere başta para olmak üzere, ilaç, gıda, kitap ve mektup getiriyordu.

 Kırşehir’in duayen işadamlarından Hacı Gülten (1920) o dönemi anlatıyor: “Biz oldum olası yabancıları severiz. el üstünde tutarız. Ben o zaman askerden yeni gelmiştim. 44 hane enterne olduğunu hatırlıyorum. Her mahalleye dağılmışlardı. Parasal sıkıntılarının olduğunu zannetmiyorum. Çünkü en iyi konaklarda oturuyorlardı. Faytonlarla şehrin altını üstüne getirirlerdi. Kırşehirli de her konuda bunlara yardımcı oldu. İstanbul’un hatta Türkiye’nin o zaman ki en ünlü gazinosunu olan Taksim Tokatlıyan Gazinosu’nun sahibinin çok yakın bir akrabasının da şehrimizde gözetim altında olduğunu hatırlıyorum. Prof Dr Fritz Baade’yi hiçbirimiz unutmamalıyız. Biz çocukken iki kayanın arasında sıcak su kaynardı. İnsan vücudu kadar ufak bir havuza benzeyen yerde yıkanırdık. Ermeni kökenli Gâvur Hasan her yıkanandan 10 kuruş alırdı. İşte Baade buranın kaplıca olması için çok çaba sarf etti. Kırşehir’den ayrıldıktan  sonra sanırım 10 sene Almanya’da İktisat Bakanı oldu. O zaman Demokrat Parti iktidarı vardı ve Kırşehir’i hiç sevmezdi. O nedenle kaplıcanın yapılmasını istemediler. Bu duruma rağmen Baade’nin büyük gayretleriyle Terme Kaplıcası yapıldı. Baade bunun dışında Abdullah Ercan’ı (Sanat Okulu Öğretmeni ve Onyx taşını makine ile ilk işleyen kişi) Almanya’ya götürdü ve Onyx taşını ekonomik değer olarak Kırşehir’e kazandırdı.”

Alman Orient Bank müdürü Hans Von Aulock enternelerin içerisinde en zengin olan insanmış. Av meraklısı ve arkeolojik eser koleksiyoncusuymuş. Hatta kendisine özel bir banyo ve tuvalet yaptırmış. Von Aulock’un şehrimize bir sandık dolusu altınla geldiği söyleniyor. Kim bilir bu altınlara neler oldu?

Kimler şehrimizde bunlardan nemalandı? Acaba Kırşehir’den koleksiyonu için tarihi eser götürdü mü? İslam Sanatı Uzmanı Prof Ernest Diez’in muhteşem diye nitelendirdiği 150 yıllık Cami Kandili nerede? Bu yazı dizisinin kafama takılan en fantastik soruları.

İşte böyle, İkinci Dünya Savaşı şehrimizi Alman ve Avusturyalılarla tanıştırmış. Bu insanlar Kırşehir’e birçok konuda katkı sağlamış. Kardeşi Wolfang ile Kırşehir’de iki seneye yakın yaşayan Gerhard Ruben’in Astronom olmasında gezdiği Cacabey Rasathanesi’nin bir etkisi olduğunu bilmiyorum. Ama Kırşehir’de Cacabey ve uzayla ilgili yapılan organizasyonlarda şu an Almanya’da yaşayan Gerhard Ruben davet edilirse, yaşadıklarıyla şehrimiz için uluslararası bir tanıtım olur. Bu daveti de büyüklerimiz düşünsün artık…

Bu yazı dizisi boyunca bana iyi dileklerini bildiren herkese teşekkürlerimi iletiyorum.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.