Koltuk siyaset ve basiret!


Alparslan Demirbaş

Alparslan Demirbaş

Okunma 15 Haziran 2013, 14:18

Her şey önce bir gaz vermeyle başlıyor!

Ardından gazı yiyen ayağını gazdan çekmiyor...

Ne pedal kalıyor ne de trafik işaretleri... Hız göstergesi 200'ü gösterdiğinde otomobilin markası ne olursa olsun tekerlerin çapına bağlı olarak otomobilin kilosu sadece 2 kiloya düşüyor...

Bu durumda da en ufak bir direksiyon hakimiyetsizliği yada çukur, otomobili ve sürücüsünü anından uçuruma yuvarlıyor...

Ortada ne gazı veren ne de gazı yiyen kalıyor... Kazanan her zamanki gibi LPG ve de akaryakıt satıcısı oluyor...

Koltukta böyle lanet bir şey...

Siyasete soyunan önce dostlarını kullanıyor. Daha sonra dostlara sırt çevirip düşmanlarını yanına çekiyor ve sahte gülüşler, varol şadol söylemleri ile aldığı gazın etkisinden çıkamıyor...

Koltuğa oturan değişiyor, basireti tutuluyor adeta...

Ana, baba, çoluk, çocuk, emmi, dayı, yeğen makam sahibine sarılıyor...

Doğru söyleyenler dışlanıyor, makamın büyüsüne kapılan vatandaş hayal aleminde geziyor ve sanki o koltuk hiç bitmeyecek, o koltuk kendisine babasından miras kalmış gibi hükümdarlığını sürdürmeye çalışıyor...

Aşamamışlık, sonradan görmeler anında gün yüzüne çıkıyor...

Milletin verdiği oyla oturduğu koltuğa bir yapışılıyor ki sanki Japon yapıştırıcı ile sigara külünün birleşimi gibi... ( Bu birleşimi tampon kırığında kullanıyorlar)

Hiç bitmeyecek gibi oluyor aslında... Dostlar dışlanıyor, düşmanlar dost oluyor... Sahte gülücükler havada uçuşurken, koltuk değişimi yaklaşıyor ki bir de bakmışsınız her zaman KENE olanlar başkalarına sirayet etmeye başlamış ve anında etki altına alınmışlar...

Koltuğun büyüsüne kapılan kimseyi görmüyor, tanımıyor, tanımamazlıktan geliyor...

Kapısına geleni bekletiyor, telefonlara çıkmıyor, 'kusura bakmayın telefonu değiştirdim' diyor! Hal bu ki o istese de istemese de sayaç çalışıyor!

Makam olunca elbette telefon 2 bin liralık oluyor! Eski telefonda kalan eski dostların numarası da yalan oluyor!

Yeni bir koltuk, yeni bir oda, yeni bir telefon, yeni bir numara ve olmazsa olmaz yeni bir makam otosu...

Maaş devletten, makam otosu devletten, ev kirası devletten, konut devletten, yeme içme devletten, gezme-tozma devletten, misafir ağırlama devletten, hediyeleşme devletten! Sanatçı devletten, bikini devletten, tatil devletten!

Ne devletmiş ya!

Bitmeyecek ve gitmeyecek sanıyorlar yapıştıkları koltukları!

Asıyorlar, kesiyorlar, bağırıyorlar, çağırıyorlar, alıyorlar, veriyorlar, satıyorlar, geziyorlar, tozuyorlar, tanımıyorlar...

Ama gün geliyor ki ne dost kalıyor, ne düşman kalıyor, ne vefa kalıyor ne işe alıp ekmek verdiği adam kalıyor...

Baki kalan koltuğa oturunca basireti tutulan malum şahsın ezilmiş, itilmiş, deyim yerindeyse dikilmiş bir ağaç kalıyor...

Çarşıya çıkan bu malum şahıs selam verecek adam bulamıyor, selam verince de selamı alınmıyor...

Yine kala kala dostları kalıyor... 

Makam gidince etrafında kimseyi bulamayan bu itilmiş, ezilmiş ve eski Türk filmlerinden ARABESK filmindeki Şener Şen'in ' Allahım görüyorum, görüyorum, gözlerim açıldı görüyorum ' repliklerinde ve de kahvehaneye düşüp yardım isteyen Müjde Ar gibi ortada kalan malum şahısa, yine eski dostları sahip çıkıyor...

Bir arabesk düşünce ile makama gelen malum şahıs, aynı arabesk sonla koltuğa veda ederken; geride kocaman bir hiç kalıyor ve kendi vicdan aleminde ezikliğin, aptallığın ve vefasız olmanın izleriyle beynini kemiren düşünceler kalıyor...

Güç yitirilince yalakaların göçü başlıyor başka malum şahıslara doğru...

Gücünü yitirende ne adamlık ne şahsiyet ne omurga kalıyor, ne de basiret...

Eşine, dostuna sahip çıkan hep kazanıyor; işi bitince vefasızlaşan, kendisine el uzatan ve destek vereni unutanda Canabı Hakkın adaletiyle terbiye ediliyor...

Ben, yazımı ortaya yazdım... Üzerine alan alsın...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
dursun acar - 8 yıl önce
gazeteci dürüst,objektif olmalı.. eğer gazteci yandaş ise tarafli ise o gazeteci değildir.