Kulluğunuz kime!


Zafer Çam

Zafer Çam

Okunma 22 Ocak 2014, 21:07

Haliniz ortada kulluğunuz Allah’a olmadığı kesin.
İslam dini insanı kula kulluktan kurtaran  yalnız Allah (c.c)'a kul yapan hayat nizamıdır.

Müslüman değerlerini, düşünce ilkelerini, geleneklerini, kanunlarını Yüce Rabbinden alır.
Allan’dan başkasına boyun bükmez. 

Cahiliye ise kula kulluğa dayanan tüm sistemlerin adıdır
Kıldıkları her namazlarında “Yalnızca sana kulluk eder ve yalnızca senden yardım dileriz,” derler gerçekten öyleler mi?
Kullukları bütünüyle içine şirk bulaştırılmamış bir vaziyette mi?

Sadece kâinatın Yaratıcısı olan Allah’a adınmış bir kulluk mudur?
Hakikaten bizler ihtiyaç duyduğumuzda yalnız ve yalnız Allah’tan mı yardım istiyoruz?
Yoksa ihtiyaçlarımızı gidermek için başkalarını aracımı kılıyoruz.

Ne gariptir ki insanoğlu kendisine düşünüp idrak edebilmesi, Rabbini tanıyabilmesi ve hayatını idare edebilmesi için verilen aklının ipini başkalarının eline verdiği halde bunun bile farkında değildir.
Ortalık gizi ilahlardan, modern şirklerden, çağdaş putlardan geçilmiyor.

Kiminin ilahı, lideri, hocası, şeyhi, parası, şanı, şöhreti, maddesi, makamı, görülmez şirkleri olmuş.
Allah hayatın dışına atılmış, Kuran raflara kaldırılmış, peygamber unutulmuş.
İnsanların Allah’la olan irtibatları kesilmiş.

İnsanların, Allah(c.c) ile irtibatlarının engeli aslında “zan ve nefislerinin hevasına” uymalarıdır.
İnsanların Allah(c.c) ‘ı bırakıp yaratılmış varlıkları Allah(c.c) ‘ a denk gibi önemsemeleri, tutkun ve düşkün olarak onlara yönelmeleri, onları sürekli övmeleri, taparcasına rağbet etmeleri işte bu cahili zan yüzündendir.

Bu şeylerin neler olduğunu kalplerinde olanı dilleri ile devamlı anarak kendilerini ele verirler.
”İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. ”(2/165)

Bunlara şunu sormak gerekiyor, kulluğunuz kime, sizleri yaratana mı, yoksa yaratılmış kullara mı?
Sizler kimin kulusunuz.

Allah bizlerin amel defterine bakarak hesap soracak, cemaatinize, cemiyetinize, partinize, tarikatınıza, ırkınıza bakarak değil.
Hangi cemaatteydin, kimin zikir halkasındaydın, hangi guruptaydın, hangi partideydin diye sormayacak.
Falan şeyh’in elini tuttun mu, falan hocanın cemaatine girdin mi, falan tarikatın zikrine katıldın mı, falan partiden bulundun mu demeyecek.
Sen dünyada hayatını Müslüman olarak yaşadın mı?

Yoksa Falan cemaatin üyesi oldun mu?
Tarikat’a girip falan şeyh’ten el alıp ders yaptın mı?
Tekkelere katılıp şeyhinle zikir yapıp semah döndün mü, diye sormayacak.
Sen Kuran’ın emrine uyup peygamberin yolunda oldun mu diyecek.

Seni hesaba çekecek olan rabbini hayatının her yerine koydun mu, Kuran’ı kalbinin merkezine aldın mı, peygamberin yaşamını örnek edindin mi, diye soracak.
Tabii olunacaksa peygamber yeter, amel edilecekse kuran yeter diyenler den oldun mu, diye soracak.
Günümüzde aklını şeyhi’nin, abisinin, ablasının, liderinin, hoca efendilerin aklına teslim edilenler revaçta.

Çünkü şeyhlere, hoca efendilere, liderlere düşünmeyen, akletmeyen her söze sen doğru bilirsin diyen, boyun egenler lazım.
Günümüzde, meydanlarda din adı altında sömürenler rağbet görüyor.

Kuran’a uyun peygamberin yaşadığı gibi yaşayın ki kurtuluşa erenlerden olun diyenler sevilmiyor.
Kendi içerlerinde bir din inşa etmişler, bunun adına da, mezhepler, cemaatler, tarikatlar diye isimler koymuşlar.

Kendilerinin ölçülerine uymayanları da Müslüman kabul etmiyorlar.
Dini argümanlarını kullanarak tarikatlar, cemaatler, mezhepler adı altında sömürü düzeni kurmuşlar.
Kimin parasına, kimilerinin arsasına, hizmet adıyla el koymuşlar.
İş hayatında kendi camiasının elemanını çalıştırırken kullanılan en önemli argümanları ise ‘sen bizdensin’ bizim tarikatsın bizim cemaattesin sözleriyle kurulan tuzaklar.

Yani bizdensin, bizim camiamız için az bir bedel karşılığında çalışarak çok sevap kazanırsın sözlerini şiar edinmişler.
İşin başında ki adamın çok kazanması, camianın selameti için olduğundan, sorgulanamaz duruma gelmişler.
Neredeyse her cemaat ve tarikat lideri hakkında, efsaneler oluşturmuşlar.

Bu efsaneleri bazen liderleri, bazen liderleri çok seven, aşktan gözü kör olan müritleri uydurur olmuş.
Bunlardan birkaç örnek vermek istiyorum.

Adıyaman menzil şeyhi için söylenen ‘Bizim şeyhimizin gözlerinin içine bakan ayyaşlar, içkiyi bırakıp secdeye kapanıyor’ efsanesini uydurmuşlar.
‘Bizim şeyhimize (Mahmut Efendi), bundan 15 sene önce Azrail geldi. Şeyhimiz ‘şimdi değil, git’ diyerek Azrail’i gönderdi’ diyen Cübbeli Ahmet hocalar.
‘Türkçe Olimpiyatlarına Peygamber Efendimiz katıldı. Olimpiyat statlarına Peygamber Efendimiz teşrif buyurdu. Piri Mugan (Said Nursi) teşrif etti’ cümlelerini Fethullah Gülen tarafında anlatıldı.

Tarih içerisinde tarikatlar, cemaatler tarafında buna benzer daha birçok şirkler, bidatler, hurafeler üretilmiş olduğunu görüyorsunuz.
Hakikatlerle bireyleri zihinsel olarak sömüremeyenler, hurafelerle kendilerine bağlı, bağımlı hale getirmek için uğraşıyorlar.
“Allah'a çağıran, Salih amelde bulunan ve: "Gerçekten ben Müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir? (Fussilet Suresi, 33)bu ayet yetmiyor mu?
Müslüman olmak Allaha eş koşmayan, vahye teslim olan peygambere tabii olandır.
Müslüman yalnız Allah’a kulluk eden ve yalnız ondan yârdim dileyendir.

Kayba inanan namazı ikame eden ve kendisine verilen rızktan infak edendir. 
Rabbine ibadet eden, İman edip Salih amel isleyen, Hakki batıla karıştırıp da bile hakki gizlemeyen, rükû edenlerle rükû eden.
Sabır ve namazla Allan’dan yârdim dileyen.

Allah’tan başkasına ibadet etmeyen, ana ve babaya akrabaya, yetimlere ve çaresizlere iyilik ve yârdim da bulunan. 
Allah’ın boyası ile boyanan ve sadece O’na kulluk eden.
Tövbe eden ve kendisini ıslah eden ve beyan eden.

Yeryüzündeki helal ve temiz şeylerden yiyen ve şeytanın adımlarına uyup, arkasından gitmeyen.
Allah’a, ahi ret gününe, meleklere, kitaba ve resule inanan.

Malını canını Allah yolunda seve seve veren.
Akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, ihtiyacından dolayı dilenenlere, köle ve esirleri kurtarmaya harcayan.
Söz verdiğinde sözünü yerine getiren, sıkıntılı ve geniş zamanlarda ve cihat anında sabreden.

Müslüman Allahın dışında kimseden yardım istemeyen, Allah tan başkasına dua etmeyen, rızk temennisinde bulunmayandır.
İslam’a ve insanlığa hizmet edebilmek için, bir insana, bir cemaat veya tarikata bağlanmak zorunda değil hiç kimse.

Müslüman olana Allah yeter, kitap olarak kuran yeter, rehber olarak peygamber yeter, bunun dışındakiler hepsi birer aciz kul. Bugün tapınırcasına saygı duyulan bu insanlar, muhtaç olduğunda yaratanına dua eden, karnı ağrıdığında doktor isteyen, acıkınca yemek isteyen, yaratılmış kullardan bir kul bunları ulumak Müslüman olanlara yakışmaz.

“Şeyh uçmaz müritleri uçurur” lafını bilirdik de müritlerin bu kadar uçup şeyhlerini bu kadar uçurulduğunu cemaatlerden, tarikatlardan, siyasi partilerden görüyoruz.

Kimlerin önünde hangi menfaatleri temin etmek için eğilmektesiniz onları kutsamaktasınız.
İlk aklımızda kalan mürit dönemin AKP Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Esen’di. “Açık artırmayı” veya “açık uçurmayı”, “Başbakanımız bizim için adeta ikinci bir peygamber gibidir” lafıyla başlatmıştı.

Ardından Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, “Başbakanımıza dokunmak bile ibadettir” yağlamasıyla kervana katıldı.
Şimdilik son noktayı “Allah’ın bütün vasıflarını taşıyan lider” kutsamasıyla Düzce Milletvekili Fevai Arslan, Başbakan Erdoğan için “Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan lider” demiş. Allah’tan başkasına bu ithamlarda bulunmak şirktir, çünkü ibadette ihlâsa aykırıdır.

Mekke cahiliye dönemin de, hahamlarını, papazlarını, kâhinlerini, taştan ve tahtadan putları Allah(c.c) ile birlikte ilah edinilirdi.
Yani müşrikler "Allah yeri, göğü yarattı, Bize rızkı verdi.

Bizi yaşatacak ve diriltecek olan o’dur" demelerine rağmen Allah ile beraber başkalarına da ibadet etmek sureti ile Allah'a eş koşmuşlardır.
Günümüzde oluşan modern putlarında cahiliye putlarından farkı taştan ve tahtadan olmamalarıdır.

İman ettiklerini söyleyenler bir durum tespiti yapmalıdır.
Gücü kime vermekte ya da yakıştırmaktalar.
Allah’a mı (cc) yoksa diğerlerine mi?

Akılarını şeyhlerinin, hocalarının, üstatlarının, liderlerinin, önderlerinin, atalarının cebine koyanlara, söyleyeceğimiz şu duamız olsun.
Allah bunların hepsine akıl, fikir tekrar iman etmeyi nasip etsin diyelim!

Sözlerimizi peygamber efendimizin şu güzel sözleriyle noktalayalım.
“Sizlere öyle bir emanet bırakıyorum ki, onlara sıkıca yapıştığınız sürece asla doğru yoldan sapmazsınız. Bu emanet Yüce Allah’ın kitabı Kuran ve benim hayatımda uyguladığım sünnetimdir."
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.