Nostalji ve okul isimleri!


Avşar Cihan

Avşar Cihan

Okunma 08 Mart 2013, 16:11

Rahmetli babam, ben ilkokul 4’te okurken, 6 çocuğunu köyden toplayıp getirdi kente.
Kenar mahallelerdeki Kuyubaşı mevkiine.
Hoş, Kırşehir’in 1965’li yıllardaki Merkez nüfusu 24 bin civarındaydı.
Üstelik de, gelişmemişti.
Olsun, köyden şehre göç etmiştik ya!
Artık birleştirilmiş sınıfta değil müstakil sınıfta okuyacaktım.
Evimizin yakınında okul olmadığı için de kardeşlerimle birlikte yaklaşık 3 kilometre yol yürüyecek, Cumhuriyet İlkokulu’nda okuyacaktım.
Olsun dedim ya!
Kentte okuyacağım için değecekti.
Elbette, yeni bir çevre, yeni bir sınıf, yeni arkadaşlar, yeni yollar, yeni caddeler.
3-4 katlı evler bile var şehirde.
Doğduğum köyde ağacın bile olmadığını söylersem, kente göç etmenin şaşkınlığının bende ne kadar fazla olduğunu anlamışsınızdır.
Kaldırımlardaki mevcut devasa ağaçlar yanında, yeni dikilen fidanlar dikkatimi çekiyordu.
Elbette bugünkü çocukların sahip olduklarıyla bizim dönemi kıyaslamamız mümkün değil.
Geldiğimiz yıl evimizin bulunduğu Kuyubaşı’nda elektrik bile yoktu.
Kırşehir, tipik bir Anadolu kasabası!
Ne yol, ne kaldırım, ne park, ne terminal vardı; ne de başka bir şey!
Belediye, kenar mahallelerden çöp dahi almazdı.
Sadece şehir merkezindeki bazı yerler hizmetten nasiplenirdi.
Yol ve ağaçlarla donatılmış kaldırımlar şehir kent merkezinde olurdu.
Hatta kaldırımdaki ağaçlarla ilgili bir anımı hiç unutamıyorum (Belki daha önce de yazmışımdır)
Okul çıkışında, büyük ihtimalle Eylül sonlarıydı.
Mayıs da olabilirdi.
Çocukluk işte. Kaldırımda yürürken sıçrıyor, ağaçların yapraklarından birkaç tane koparıyor, şekillerine baktıktan sonra yere atıyordum.
Birden kulaklarıma bir elin uzandığını hissettim.
Bu el, Kırşehirlilerin ve çevre illerdeki hasta sahiplerinin de çok yakından tanıdığı meşhur Doktor Sami Kuranel’e aitti.
Kulağımı hafif çektikten sonra gülümseyen bir yüz ifadesiyle, “-Ne oldu, acıdı mı?” diye sordu.
Kafayla evet anlamındaki işaretim üzerine, “İşte, elindeki o yaprakların da canı acıyor” dedi.
İnanmayacaksınız, bu kıssadan hisse bende ağaç sevgisi yaratırken, daha sonraki yıllarda fırsat buldukça ağaç diktiğimi söyleyebilirim.
Şimdi bunları niye yazdığımı soran okurlarımız bulunacaktır.
Söyleyeyim.
Hirfanlı İlköğretim Okulu’nun velilerinin isyanını gazetemizde okumuşsunuzudur.
Her ne kadar yazımı yazdığım dakika itibariyle yetkililerden olumlu veya olumsuz bir açıklama almamışsak da, velilerin yerden göğe kadar haklı olduğuna inanıyorum.
Bu çağda, bu imkânlar içerisinde birleştirilmiş sınıfta okumak çok komik.
Yeterli öğrenci veya öğretmen yoksa, öğrencileri 23 kilometre uzaklıkta bulunan Kaman’a taşırsınız, sorun çözülür.
Elbette bu diyalogla mümkün olacak bir durumdur.
“Ben yaptım, oldu” anlayışı sıkıntı yaratır.
Nitekim veliler isyan ettiler ve çocuklarını okula göndermeme kararı aldılar.
Şimdi, büyüyen sorunu çöz çözebilirseniz.
Ağaç sevgisinden bahsederken de, Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci’nin şehri ağaçlandırma seferberliği ile ilgili açıklamaları kulaklarımı çınlattı.
Ağaçtı, birleştirilmiş sınıftı derken, bir gerçeği de Valimiz Özdemir Çakacak’a iletmek istiyorum.
Binlerce kişi gibi, benim de hem okuduğum, hem de öğretmenlik yaptığım Kale Ortaokulu vardı.
“Kale” olarak nitelendirilen kent içerisindeki “Kale” üzerindeydi.
Üstelik 1894’te kurulmuş, Kırşehir’in en eski okuluydu.
Ne hikmetse, birileri geldi, okulların yerlerini ve isimlerini değiştirme furyası adı altında, önce Kale Ortaokulu’nun yerini değiştirdi.
Okulu, şimdiki Ticaret Lisesi’nin bulunduğu yere taşıttı.
İşbilir (!) yöneticilerimiz bir müddet sonra da, Kale’deki okul gitmesin diye, buraya iki derslikli “Kızılırmak Ortaokulu”nu açtılar.
Daha sonra da okulun adını Kızılırmak Lisesi diye değiştirdiler.
Ticaret Lisesi’nin ismi nedeniyle asırlık okul ve ismi yok oldu.
Şimdi, Kale’de hangi okul var, inanın bilmiyorum!
Aynı durum, Yenice Mahallesi’ndeki Gazi İlkokulu’nda yaşandı.
Okulun ismini değiştiren işgüzar (!) yöneticilerimizin becerisi yüzünden binlerce kişinin yetiştiği Gazi İlkokulu’nun ismi tarihe karıştı.
Vali Konağı yanında bulunan ve adını Ulu Önder Mustafa Kemal’den alan bu okulun isim değişikliği kimleri rahatsız etti, bilemiyorum.
Ne sivil toplum kuruluşlarından, ne de mürekkep yalayanlardan bir ses çıkmadı!
Sanırım, Valimiz Özdemir Çakacak ilgilenir de, Kale ve Gazi’nin isimlerini ve kuruluş tarihlerini taşıyan tabelaları görebiliriz.
Neyse, nereden nereye geldik.
Bugün nostaljik takılalım derken, yine ilimizin bazı sorunlarına parmak basmak zorunda kaldık.
Huy işte!
Doğruluğuna inandığım bir şeyleri söylemekten kaçınamıyorum.
Görmemezlikten gelmek de mizacımda yok.
Elbette birilerinin rahatını kaçırmak zorunda kalıyorum.
Ne diyeyim, önemli olan Kırşehir’in çıkarıysa, gerisi önemli değil!
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.