Öldükten sonra


Ahmet Dulkadiroğlu

Ahmet Dulkadiroğlu

Okunma 07 Ocak 2017, 11:49

Öldükten sonra


Öyle şair ve yazarlarımız var ki, kıymeti öldükten sonra anlaşılıyor.Yine öyle şair ve yazarlarımız var ki,yaşar iken sürüm sürüm süründürülmüş olduğunu okuyoruz.
Günümüzde bu şair ve yazarlarımızın eserleri gönül dünyamızda, kültürümüzde yaşamakta.Çünkü onlar topluma malolmuş ve herkes kendinden birşeyler bulmuş,onların hayatlarını kısıtlayanlar unutulmuşlardır.
Pir Sultan Abdal’ın deyişleriyle coş olurken, Ziya Paşa’nın “ terkib-i bentleri” özdeyiş gibi,atasözü gibi hafızlarımıza yeretmiştir.
Daha 48 yaşında iken vefat eden ,çekmediği çile kalmayan Vatan ve Hürriyet Şairi,roman ve piyes yazarı Namık Kemal,” Ne mümkün zulm ile bidat ile imhayı hürriyet / Çalış,mükdedirsen idraki kaldır ademiyetten.” Derken onun hürriyet aşkı insan içindi.
Kırşehir’de 1940’lı yıllarda sürgün hayatı yaşayan A.Kadir Meriçboyu’nun “ Ben bir Kayısı Ağacıyım Kırşehir’in Dinekbağı’nda” adlı şiiri, fakirliğin dizboyu olduğu ülkede 6 lira yolparasını ödeyemeyen  garibin,evinin  önündeki meyvesini ekmeğine  katık ettiği tek kayısı ağacınını kesilerek odunun haraç-mezat satılışını tasvir ettiği şiir günümüzde de –yaşatılmayan insanın- hüznüne garketmektedir.
Sinop Cezaevinde cezasını çeken başka bir şair –yazar Sabattin Ali, daha önceleri görev yaptığı Aydın’da yazdığı Kuyucaklı Yusuf romanı, edebiyatımızın ilklerinden olduğu gibi , “ Leylim Ley”, “Odam kireç tutmuyor “ ve “Başın öne eğilmesin “” şiirleri de müzik dünyasının  en önemli eserleri arasındadır.
Köroğlu, ferman dinlemeyen atlı bir yiğit, Dadaloğlu Avşarların zorunlu göçünü Bozlakla tasvir eden asil bir ozandır.
Sığındığı yabancı bir ülkede vatan hasreti çeken ve en güzel şiirlerini orada yazan Nazım Hikmet,adını Memet koyduğu ve henüz üç yaşında annesine terk ettiği oğluna sahip olmayan  yabancıdır.Oğlu,babasının vefasızlığından  adını Mehmet olarak değiştirmiştir. Mezarının Türkiye’ye getirilmesi gündeme geldiğinde bir mülakatında şöyle der : “ Babam Ruble karşılığında şiir yazan bir adamdı.Hasta  annemi ve henüz üçyaşında olan beni terk ederek yüzüstü bırakan ve başka kadınlara gitmiş bir adam için kılımı bile kıpırdatmam.”
    Şairler Sultanı olarak hayatını yakından bildiğimiz soyu Maraş’ta Dulkadiroğullarına dayanan Necip Fazıl Kısakürek de,Çile adlı eseri gibi az çile çekmedi.Onun her konuda  yazdığı eserleri olmasa da “ Sakarya Türküsü “ ile “ Kaldırımlar” adlı şiirleri sessiz çoğunluğun sesi “Ayağa Kalkan Anadolu’dur.”
    Yakın tarihte aramızdan ayrılan Kısakürek’in hemşehrisi taşlama ve gerçeklerin aşığı Mahzuni Şerif de,fikirleri yüzünden az çile çekmedi.Kadri kıymeti öldükten sonra anlaşıldı.Eserlerinden  ekmek parası kazanan binler /onbinler var.O da başka şiir ve türkü sözü yazmasa, “ Amerika katil katil “ dese, “ Dumanlı dumanlı oy bizim eller” diye Anadolu’yu anlatsa,sonra bir gerçeğe işaret ederek “ Mevlam gör diyerek..” dedikten sonra fikirleri  yüzünden birbirlerine giren gençlere “ Döğüşmeyin Yiğitler” uyarısı yeterlidir.
    Yakından tanığımız Neşet Ertaş da sağlığında bir ara,” Garip” ti unutulmuştu. Yurt dışından döndükten sonra sanki yeniden doğdu ama çok yaşamadı.Eserleriyle onbinler ekmek parası kazanıyor.Her halk müziği programının sonunda veya içinde “ Neşet usta “ vardır. Hiçbir eseri olmasa da o “ Gönül Dağı” nın mucidi, Türk Dünyasının gönlünde yaşayan bir “Gönül dostudur.” 
    Kıymeti öldükten sonra anlaşılanlar sadece bu yazımda  saydıklarım değil elbette.Bana ayrılan yazı boyutunda yazabildim.Bazı meşhur  şair ve yazarlarımızda yoksulluk  içinde yaşadılar,bu dünyadan göçeylediler. Peyami Safa,Ahmet Hamdi Tanpınar ve Cahit Sıtkı Tarancı gibi.
    Evet hanlar, hamamlar,yatlar,katlar bırakmadılar ama; dimdik ve dosdoğru yürüyerek  öyle bir kültür,öyle bir duygu, öyle bir vatan aşkı,öyle bir ilahi ve insani sevgi bıraktılar ki her gün,her saat,her dakika anılıyor,hatırlanıyorlar.İyi ki onlar var.Yoksa kültür dünyamız yavan ve eksik kalırdı.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.