Osmanlı, fısıltıyı sevmez


Ahmet Dulkadiroğlu

Ahmet Dulkadiroğlu

Okunma 01 Ağustos 2013, 14:28

Atasözleri, onca tecrübenin ve yaşanmışlığın sonucu atalarımızdan günümüze ulaşan, belirli bir yargı içeren, söyleyeni belli olmayan özet olarak sunulan anlamlı sözlerdir.

Osmanlı, fısıltıyı sevmez, atasözü de böyle bir düşüncenin ürünüdür. Toplum içinde fısıltı ile, gizlice konuşmak Osmanlı adabına aykırıdır. Özeller kapalı kalmalıdır. Anlaşılmakta dır ki, gizli - kapaklı işler fısıltı ile konuşulur oldu.

Günümüzde toplu taşıma araçlarında ve insanların toplu olarak bulunduğu mekanlarda  telefonla veya yüz yüze fısıltı ile konuşulduğu gibi, maalesef  yüksek sesli olarak da dakikalarca çok özel konuların görüşüldüğüne tanık olmayan var  mı?

İkaz edilse olay çıkıyor, nadir de olsa ikazlara uyuluyor!. Çok özel konuları herkesin dinlemesi veya dinletilmesi nasıl bir duygu hali anlaşılmıyor.
Olayın bir başka yönü de umuma açık yerlerde Türk vatandaşlarının, Türkçe dışında bir dille konuşmaları.. Bu husus geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir camide Teravih namazı öncesi hocanın, kadınlardan başka dillerde konuşan bazı kadınların kendilerini alaya alır gibi gülmelerini kendisine yapılan şikayet üzerine konuyu gündeme getirerek, “ Allah katında  insanların en üstünü ve en kıymetlisi takvaca en ileri olanınızdır.. Hiç bir kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. Ancak konuşurken herkesin konuştuğu ve anladığı Türkçe ile konuşulmalı. Bu tür fısıltılardan ve anlaşılmayan davranışlardan kadınların sakınması gerekir.”
Sadece kadınların mı, aslında herkesin sakınması gerekir. Bilindiği üzere Cumhuriyetin ilk yıllarında ( 1928 ) ilan edilen “ Vatandaş Türkçe Konuş ’’ sloganı altında Osmanlı bakiyesi bir millet olarak gayrimüslimlerin ayrılmasıyla – biz bize kalınca -Türkleştirme siyaseti gereğince kalan azınlıkların ve yabancıların Türkçe konuşması kampanyası başlatılmıştı. Aradan 85 yıl geçmiş, bu konu hâlâ gündemdedir.

Asırlar öncesinden seslenen Oğuz Kaan Atamızın Türklük duasından bir bölüm geldi aklıma: “ Allah’ım Türkçe konuşulan, Türk’e yurtluk etmiş olan yerleri kıymete kadar Türk’ün hükmü altında bırak !” 

  Türkçe sevdalısı hükümdar Karamanoğlu Mehmet Bey, zamanımızdan sekiz asır önce millet olarak yaşamanın ilk şartının dil birliğinin sağlanması gerektiğine inandığından kazandığı siyasi ve askeri zaferlerinin ardından Türkçeyi resmi dil olarak kabul ederek kültürel bir zafer de kazanmıştır.
Ünlü fermanında “ Bu günden sonra divanda, dergahta ve bergahta, mecliste ve meydanda Türkçe’ den başka dil kullanılmayacaktır.” derken çağdaşı şair ve mutasavvıf Aşıkpaşa da devrin moda ve siyasi dili Farsça ve Arapça’ nın aksine Garipname adlı  eserini halkın  konuştuğu dil olan Türkçe kaleme  almış ve Türk dilinin “garip” kalmamasını ve yüceltilmesini istemiştir. 

Nezaket kuralları ve genel kabul görmüş doğrular çerçevesinde herkesin toplum içerisinde davranışlarına ve konuşmalarına dikkat etmesi şarttır. Hiç kimse, hiç kimseyi gerek davranışları ve gerekse özel konuşmalarıyla rahatsız etmemelidir.

Yurt dışında toplu yaşanılan mekanlarda böyle bir tutum ve davranış görmedim. Toplu taşıma araçlarında sessizlik ve dinginlik hakim.  Alışveriş merkezlerinde kasadaki görevli, sizi gülümseyerek karşılıyor ve adeta kuş sesi tonunda kendi diliyle ,” Bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederim !” cümlesini esirgemiyor.
Ya bizdeki alışveriş yerleri?  Bir  çoğunda bu nezaketi görebiliyor muyuz?

Dövüşür gibi konuşmamak ve duyulamayacak şekilde fısıldamamak gerekir. Kendi vatandaşlarına karşı herkesin anlayacağı dilden Türkçe konuşmak, topluluk içinde  gizli ve söylenmemesi bir şey olduğunda “ gaz yandıya çevirip ” mahalli lisanla konuşmanın  hoş bir davranış olmadığı camii hocasının da  belirttiği gibi  huzuru bozmaktadır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Duran ERDOĞAN - 8 yıl önce
üstadım sayın dulkadiroğlu hocam!
maaşallah yine hedefi tam 12 den vurarak, ilminizle bizlere ışık oldunuz. sevgi, saygı ve tebriklerimi sunarım.
duran erdoğan
kirşehir anekdotlari yazari
Avatar
Ahmet DULKADİROĞLU - 8 yıl önce @Duran ERDOĞAN
değerli hemşehrim,söz üstadı erdoğan.teveccüh gösterip,zaman ayırıp yazılarımızı takip ediyor,beğenilerinizi esirgemiyorsunuz,karınca kararınca bildiklerimizi yazmaya çalışıyoruz.saygı,sevgi ve muhabbetimle..