Seçim, eğitim ve şiddet!


Avşar Cihan

Avşar Cihan

Okunma 10 Eylül 2013, 09:24

Mart 2014’te yapılacak olan yerel seçimlere 7 aydan az bir zaman kaldı.

7 ay sonra sandığa gideceğiz ve bizi yönetecek olan belediye başkanlarını, il genel ve belediye meclisi üyelerini ve de muhtarları seçeceğiz.
Partilerde aday adaylığı süreci olanca hızıyla devam ederken, siyasi tansiyon da yükselmeye başladı.
Artık evlerde, kahvelerde, sohbet ortamlarında partilerin ve adayların durumları masaya yatırılıyor.

Kırşehir’de AK Parti’de henüz adaylık süreci kızışmış değil.
Birkaç kişi aday adaylığını ilan etse de, nasıl bir süreç işleyeceği belli değil.
Seçime iddialı hazırlanan CHP ve MHP’de ise aday adayları belli oldu.
MHP’den aday adayı olan 9 kişi, çok önceden meydana inmişti.
CHP’de ise 2 Eylül’de sona eren aday adaylığı başvurusunda bu sayı 4’ü geçmedi.
CHP’de, Yıldırım Kaya, Nami Acar, Halil İbrahim Cebeci ve Özgür Vahapoğlu, aday adaylığı için başvurularını yaptılar.
Başvuru süresi sona erdiğinden, bu saatten sonra başka ismin ortaya çıkacağını sanmıyoruz.
CHP’de ön seçim yapılacağı kesin gibi.
Bu nedenle aday adayları, çalışmalarını üye bazında sürdürüyorlar.
İktidar partisinde henüz netliğin olmaması, diğer partileri de beklemede tutuyor.
Mevcut Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci dışında, birkaç ismin açıklama yapması ortaya netlik koymuyor.
AK Parti’de aday adaylarının veya adayın netleşmemesine rağmen, gerek MHP ve CHP’de, gerekse AK Parti’de aday olduğunda yüzde kaç veya kaç bin oy alacağını ilan eden bile var.
Elbette herkes kazanmak için meydana çıkacaktır.
Kazanmayacağını bile bile kim aday olur ki?
Muhakkak ki, kazanma ihtimali yüksek olanın yanında, bu oranının düşük olduğunu bilen kişi de vardır.
Şimdi, “yüzde kaç” rakamını söyleyenlere, “hadi oradan, bu kadar da atılmaz ki” denilemez.
Öyle ya!
Her yiğidin gönlünde bir aslan yatarmış.
Seçimlerde adayların göstereceği olgunluk çok önemli!
Hepimiz biliyoruz ki, siyaset çok farklı bir platformda yapılıyor.
Futbolda nasıl ki her pozisyon gol olmuyorsa, siyasette de her söylem yerine “cukkadan” oturmuyor.
Bu nedenle aday adayların ve daha sonraki süreçte adayların söylemlerine çok dikkat etmeleri gerekir.
Her söz veya verilen her vaadin, bir müddet sonra karşımıza dikileceğini unutmamak gerekir.
Dedik ya!
Siyasette, herkes kazanmak için aday olmaktadır.
Ancak kazanmak için de her yol mubah olmamalıdır.
Laf, ağızdan çıkana kadar adayın; ağızdan çıktıktan sonra ise kamuoyunundur.
“Bin düşünelim, bir söyleyelim” diye boşa söylememiş atalarımız.
Şimdi, bazı okurlarımız çıkıp, “Hep aynı isimleri siyaset arenasında görüyoruz. Yeni isimler ve simalar ortaya çıkmayacak mı?” diye soracaklardır.
Güçlü adayla yola çıkmak veya kazanacak adayla seçime katılmak, siyasi partilerin tercihidir.
Zikredilen isimlerden sonra, fazla yapacak bir şey yok.
Neyse gelelim partilerin durumuna.
CHP’de aday, üyelerin katılımıyla belirlenecek dedik.
Önümüzdeki aylarda, 2 bin 10 üye, sandık başına giderek 4 adaydan birine “vize” verecek.
AK Parti ve MHP’de ise aday belirlemede farklı metotlar kullanılıyor.
Aday adayları için önce kamuoyu yoklaması yapılacak. Daha sonra parti il ve ilçe yönetimi ile kadın kolları ve gençlik kolları yönetimlerinin görüşleriyle alınacak.
MHP’de bu süreç devam ederken, AK Parti’de henüz seçim startı verilmedi.
Partilerdeki bu metotlar, aday adaylarının çok çalışması gerektiğini ortaya koyuyor.
Partiler ve partililer, elbette kazanacak adayla yola çıkmak isteyecektir.
Yarış sırasınca aday adayların birbirlerini kırmadan çalışması çok önemli.
Çünkü aday olacak isimlerin belli olmasından sonra, partilerde ayrışma ve kutuplaşmalar başlıyor.
Geçmişte bunu çok gördük.
Hâlbuki partiler; halkı kucaklayan, halka barışık, halka tepeden bakmayan; halkı oy veren-vermeyen şeklinde ötekileştirmeden eşit şekilde davranmasını bilen aday arıyor.
Bakalım, 7 ay sonra yapılacak yerel seçimlerde hangi parti kârlı çıkacak.
Yerel seçimde başarıyla çıkacak parti, daha sonra yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi ile 2014’te yapılacak olan genel seçime avantajlı girecektir.
Haydi bakalım, şimdiden rasgele!

XXXX
Veliler tedirgin!

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın gerek dershaneler, gerekse SBS ile ilgili yaptığı açıklamalar, öğrenci velilerini çıkmaza itti.
Veliler endişeli.

Dershaneler kaygılı.
Çocuklarda gelecek korkusu sürerken, önce dershaneler; daha sonra da sınav sistemleri yüzünden öğrenciler hedef tahtası haline geldi.
Dershanelerin okullara rakip değil, yanında olduğunu unutmamak gerekir.
Dershaneleri, okulların hedefi haline getirmek yanlış!
Kalabalık sınıflar yanında öğretmen eksikliği nedeniyle ortaya çıkan öğretim eksikliği öğrencileri dershanelere itiyor.
Öğrenci, okulda anlatılanların tekrar edildiği dershanelerde öğrenemediğini de öğrenmiş oluyor.
Hatta öğrendiğini pekiştirmek suretiyle konuyu daha iyi anlıyor.
Bu nedenle dershaneler, eğitimin olmazsa olmazlarından biri haline geldi.
Bu gerçeği görmesi gereken siyasiler, işi kayıkçı kavgasına dönüştürdüler.
“Ben söyledim” anlayışından uzak durarak gerçekleri konuşmak gerekir.
Çocuğun geleceği ile ilgili karar alınırken, bakanlık ve dershane sürtüşmesinde velinin görüşünü soran hiç yok.
Kırşehir’de sayısı 10-15 arasında değişen dershane sayısı, ülke genelinde 4 bine yaklaşmaktadır.
Kalıcı çözüm yerine, gündemi meşgul eden açıklamalar, veliyi de, öğrenciyi de, dershane sahiplerini de tedirgin ediyor.
Sorun kangren olmadan, kalıcı çözüm bulmanın zamanı geldi de, geçiyor bile…

XXXX
Şiddet!

Mini mini birler, dün okullu oldular, sınıfları doldurdular.

Okula alışmaları için bir hafta önce okula gelen minikler, öğretmenleriyle ve yeni arkadaşlarıyla tanışma fırsatı buldular.
Dün, torunum Kayra Cihan’ın birinci sınıfa başlaması nedeniyle Süleyman Türkmani İlkokulu’ndaydım.
Bir hevesle torunumun ilk gün heyecanını paylaşmak istiyordum.

Okula geldiğimizdeki şok edici bir manzara her şeyi alt-üst etti.
Çocuğunun istediği sınıfa ve öğretmene düşmemesine tepki gösteren bir velinin (!), şiddet kullandığını ve Müdür Vekili Sinan Demir’i feci şekilde dövdüğünü öğrendim.

İddiaya göre, makam odasına giren ve kapıyı arkadan kilitleyerek anahtarı cebine koyan veli, Sinan Demir’e darp etmiş.
Olay yerinde bulunan veliler, kapıyı kırarak saldırganı etkisiz hale getirmişler.

Eğitim-öğretim sezonunun ilk gününde, böylesine bir rezaletin yaşanmasını kabul etmek mümkün değil.
Saldırgan, hak arayacaksa, gerekli yerlere dilekçesini verir ve itirazını yapar.

Saldırı ve bu şekilde hak arama, hiçbir zaman kabul edilemez ve çözüm olmadığına inanlardan biriyim.
Sinan Hoca’ya yapılan saldırıyı şiddetle kınıyor, “Eğitime uzanan eller kırılsın!” diyorum.


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.