Spor ve Mustafa Kandemir


Zafer Çam

Zafer Çam

Okunma 13 Mayıs 2013, 11:34

Allah Her canlı ölümü tadacaktır der.

Bizlerde birer canlı varlıksak bir gün bizlerde tadacağız ölümü.

Ölümden kaçışın olmadığını bilmeliyiz.

Ölüm acı, duyunca hüzün var, ayrılık var, hasret var, sonunda kavuşmak var, fakat bu kavuşmak nasıl bunu bilmiyoruz.

İnsan, ölen sevdikleriyle de beraber olmayı ister.

Bu isteğe ölümden başkada kavuşma yolu yoktur.

Şimdilik dünyada yaşayan sevdiklerimizde ölecekler.

Onlarla da ayrılmadan ebedi olarak birlikte olmanın yolu ölümle olabilmektedir.

Kavuşmanın önemi dünyada yaşadığımız dinimiz belirleyecek.

Dünyada Allahın belirlediği ölçüler doğrusunda yaşarsak kavuşmamızda öyle olacak.

Ama ölüm denince hepimizde bir hüzün başlar.

Ölüm, genelde korkutucu bir kelimedir.

Çoğunlukla insanlar ölüm hakikatini konuşmamaya ve düşünmemeye çalışırlar.

Hatta bazen bu konunun konuşulmasını bir tür engellerler.

Bundan dolayı insanların az konuştuğu bir konudur. 

Hiç gündemlerine almazlar, hiç hatırlayıp düşünmezler.

Her gün halkada, kopanları görürler, üzerine fatiha okuyup geçerler.   
Ölümden kaçmak mümkün değildir.

“Her canlı ölümü tadacaktır”.  

Her insan öleceğini bildiği halde,  neden çoğunluk ölümden korkmaktadır?

Ölüm, hayatın son bulması değil, bilakis ebedi hayatın önemli bir merhalesidir.

Ölüm aslında bir son değil sonun başlangıcı.

Yaşayan her canlı bir gün ölümü tadacak.

Ölüm bizlere dünya hayatının bir son olduğunu hatırlatmalı.

Ahi rette cenneti umuyorsak yaşantımızı, davranışlarımızı Kuran’a göre belirlemeliyiz.

Bugün çok sevdiğim sizlerinde yakinen tanıdığı uzun yıllar gençlik spor il müdürlüğünde görev yapmış bir arkadaşımın ölüm haberini aldım.

Yıllar nasıl geçiyor, Kırşehir’e ilk geldiğim yıllar da sporla uğraşmamdan dolayı gençlik spor müdürlüğüne uğramıştım.

 O zaman gençlik spor müdürlüğü çok aktif değildi, az personeli vardı, hiçbir sportif aktivite yoktu, sadece tabelası ve bir kaç personel, bir müdür birde yardımcısı Mustafa Kandemir kardeşimiz vardı, onunla ilk defa 1981 yılın mayıs ayında tanışmıştım o günden bu güne kadar geçen sürede hep dostluğumuz, arkadaşlığımız devam etmişti.

İlk defa Kırşehir de Taekwon-do sporunu Mustafa hocanın gayretleri ile gençlik spor salonunda başlatmıştım öyle zamanlar olurdu ki salon bile yetersiz kalırdı.

O yıllarda başlayan dostluğumuz Mustafa hocamın dünyaya son noktayı koyduğu güne kadar devam etti.

Yanımızda idareci olarak, birlikte yurt içi ve yurt dışı birçok müsabakalara katılmıştık, uzun, uzun sohbetlerimiz olmuştu.

Kimseyi kırmayan ve üzmeyen bir yapısı vardı, her insanla dost olmak isterdi.

Hayatı hep spor salonunda geçti, çok sportif aktivitelere imza attı, uzun süre müdür yardımcılıkları görevinde bulundu, ne kadar müdür yardımcılığı görevinde bulunsa da hep benim yanımda müdürdü.

Daha sonraki yıllarda Kırşehir gençlik spor il müdürlüğü görevine geldi.

Kurumun acemisi değildi uzun süre müdür yardımcılı görevinde olduğunda müdürlüğe çabuk adapta olmuştu.

Çalışmayı çok severdi, bir şeyler yapma gayreti vardı, ama imkânlar kısıtlı olduğunda çok fazla bir yatırımlara giremedi.

Kırşehir’e hizmet etmek için tüm gücünü kullandı, gençliğini ve ömrünü sevdalı olduğu bu şehre spor’a verdi.

Gün geldi görevinde alındı siyaset bu ne yapsın kimin adamı güçlüyse o geliyor müdürlüğe.

Mustafa beyin müdürlüğüne son verildi bu son artık Mustafa hocanın hastalığını ortaya çıkardı.

Mustafa hocada bundan sonra kalan ömrünü hastane köşelerinde doktorların ve bakıcıların gözetimin de sürdürdü.

Ve her canlının ölümü tadacağı gibi kıymetli dostum Mustafa hocada hakkın rahmetine kavuştuğu haberi aldım beni ve dostlarını derinde üzdü.

Ömrü kısa oldu.

Ama bizler Müslümansız ölüp ve dirilmeye iman edenleriz.

Buğun Mustafa hoca aramız da göç etti belki yakın zamanda bizlerde göç edeceğiz.

Ebedi bir hayatın varlığına inanan bir kimse için ölüm korkunç değildir ve olmamalıdır.

Ölüm, ebedi yaşamın yalnızca bir merhalesidir.

Ölüm sonrasına inanmayanlar açısından ölüm, korkusu anlaşılır ve izah edilir bir durumdur.

Müslüman için böyle bir durum yoktur, Müslüman ölümden korkmayan ve ölüme kavuşandır.

Ölüm Müslümanların düğününü.
Ahir ete inanan kimse, Allah’ın dinine uygun bir hayat yaşamamışsa korku içerisinde olabilir. 

Bu korkunun kaynağında dünyada işlediği günahlar vardır.

Günahlarının hesabını vereceğini düşündükçe ölümden korkusu da artmaktadır.

Hayatlarında büyük günahlar işlemiş insanların son zamanları feryat etmeyle geçmiştir.

Feryat etmekten, hatalarından dönmeye fırsat bulamamışlardır.

Yaptıkları günahlar onların bilinçlerini yok etmiştir.

İnsan öldüğü zaman eğer hayırlı amel sahibiyse, iyi amel sahibi sevdiklerinin yanına giderler.

Ebediyet yolcusu olduğunun farkına varan ve Allah’ın emirlerine bağlı yaşayan kişiler için ölüm endişe edilecek bir durum değildir.

Amelleri çok iyi olan kimseler için ölüm bir mutluluktur, cennetin özlemi sevdiği elçilere dost olmak.

Ne mutlu Allah’ın emirlerini doğru öğrenip yaşayanlara.

Onlar için kısa ayrılık ve ebedi birliktelik vardır.

Biliyorum ki Mustafa hocam namazını kılardı kaçırmazdı, Allah onun amellerini kabul etsin.

Hesap günü Allah hesabını kolay eylesin, makamı cennet olsun kalanlarına sabır versin.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
DURSUN YASTIMAN - 9 yıl önce
Dikkat! Önceki yorumu iptal edip bu yorumu kullanınız.

KANDEMİR ÖLMEDİ, ÖLDÜRÜLDÜ!
Kırşehir Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü iken açıklanmayan bir nedenle görevden uzaklaştırılan Mustafa Kandemir'in Hakk'ın rahmetine kavuşmasıyla Kırşehirli bürokratlar arasından sonsuzluk âlemine bir yıldız daha kaydı. Onunla uğraşıp müdürlükten düşürerek yerine kendi adamlarını getiren siyasetçilerin gözleri aydın olsun. Bir Kırşehir evlâdını tenzil-i rütbe edercesine makamından düşürür, gururuyla oynarsanız olacağı buydu. Olayın perde arkasını koca Kırşehir'de Zafer Çam dostumdan başka aralayan olmadı. Kırşehir Haber 24 sitesindeki köşesinde kısa da olsa duygularımıza tercüman olduğu için Zafer'e teşekkür ediyorum. Evet, “kimin adamı güçlüyse o geliyor müdürlüğe”. Siyasetle uğraşmayan ve yüklendiği görevi elinden gelen tüm imkânları harcayarak lâyıkıyla yaptığına inandığım Mustafa Kandemir de siyasetçilerin darbesine uğrayıp ortada sahipsiz kalınca üzüntüden menhus hastalığı ortaya çıktı ve yine Zafer hocamın dediği gibi “kalan ömrünü hastane köşelerinde sürdürdü”; sonunda hayata, daha doğrusu kendisine arka çıkmayan iş başındaki Kırşehirlilere küskün olarak veda etti. Mustafa Kandemir'e yapılan hareket aslında bundan tam 60 yıl önce Kırşehir'i ilçeliğe düşüren o çirkin zihniyetin yeni bir tezahüründen başka bir şey değildi. Yukarıda da belirttiğim gibi bir gazeteci olarak yakından tanıdığım ve çalışmalarını takdirle izlediğim Kandemir'in düğün davetiyesi de benim matbaamda basılmıştı. Sayıları giderek azalan adam gibi adam Kırşehirlilerden biriydi. Vefatını duyunca üzülmek ne kelime, bir Kırşehirli olarak sarsıldım, hâlâ da üzüntümü atamadım. Asıl üzüntüm bir Kırşehirliye karşı yapılan ve sonuçta ölümüne yol açan çirkin muameleydi. Mustafa Kandemir'in uğradığı haksızlığa karşı duyarsız kalan ve vaktinden önce hayattan göçmesine neden olan Kırşehirli tüm siyasetçileri ve mevki sahiplerini şiddetle kınıyorum. Unutulmamalı ki böyle tepkisiz kalınırsa bir gün makam ve mevki sahibi diğer Kırşehirlilerin de başına aynı şey gelecek. Kabrinde rahat uyu Mustafa, seni unutmayacak ve daima hayırla yâdedecek hemşehrilerin de var arkanda... Mekânın inşallah cennet olur. Ruhuna Fatiha hediye eylemekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Geride bıraktığın ailenin de büyük acılarını bütün kalbimle paylaşıyorum.
DURSUN YASTIMAN
Avatar
DURSUN YASTIMAN - 9 yıl önce
MUSTAFA KANDEMİR ÖLMEDİ, ÖLDÜRÜLDÜ!
Kırşehir Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü iken uzun yıllar başarıyla sürdürdüğü bu görevden açıklanmayan bir nedenle uzaklaştırılan Mustafa Kandemir'in Hakk'ın rahmetine kavuşmasıyla Kırşehirli bürokratlar arasından sonsuzluk âlemine bir yıldız daha kaydı. Onunla uğraşıp müdürlükten düşürerek yerine kendi adamlarını getiren siyasetçilerin gözleri aydın olsun. Bir Kırşehir evlâdını tenzil-i rütbe edercesine makamından düşürür, gururuyla oynarsanız olacağı buydu. Olayın perde arkasını koca Kırşehir'de Zafer Çam dostumdan başka aralayan olmadı. Duygularımıza tercüman olduğu için Zafer'e teşekkür ediyorum. Evet, “siyaset bu, kimin adamı güçlüyse o geliyor müdürlüğe”. Siyasetle uğraşmayan ve yüklendiği görevi elinden gelen tüm imkânları harcayarak lâyıkıyla yaptığına inandığım ve herkesin de inandığı Mustafa Kandemir de siyasetçilerin darbesine uğrayıp ortada sahipsiz kalınca üzüntüden menhus hastalığı ortaya çıktı ve yine Zafer hocamın dediği gibi “kalan ömrünü hastane köşelerinde sürdürdü”; sonunda hayata, daha doğrusu kendisine arka çıkmayan iş başındaki Kırşehirlilere küskün olarak veda etti. Mustafa Kandemir'e yapılan hareket aslında bundan tam 60 yıl önce Kırşehir'i ilçeliğe düşüren o çirkin zihniyetin yeni bir tezahüründen başka bir şey değildi. Yukarıda da belirttiğim gibi bir gazeteci olarak yakından tanıdığım ve çalışmalarını takdirle izlediğim Kandemir'in düğün davetiyesi de benim matbaada basılmıştı. Sayıları giderek azalan adam gibi adam Kırşehirlilerden biriydi. Vefatını duyunca üzülmek ne kelime, bir Kırşehirli olarak sarsıldım, hâlâ da üzüntümü atamadım. Asıl üzüntüm bir Kırşehirliye karşı yapılan ve sonuçta ölümüne yol açan çirkin muameleydi. Mustafa Kandemir'in uğradığı haksızlığa karşı duyarsız kalan ve vaktinden önce hayattan göçmesine neden olan Kırşehirli tüm siyasetçileri ve mevki sahiplerini şiddetle kınıyorum. Unutulmamalı ki böyle tepkisiz kalınırsa bir gün makam ve mevki sahibi diğer Kırşehirlilerin de başına aynı şey gelecektir. Kabrinde rahat uyu Mustafa, seni unutmayacak ve daima hayırla yâdedecek hemşehrilerin de var arkanda... Mekânın inşallah cennet olur. Ruhuna Fatiha hediye eylemekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Geride bıraktığın ailenin de büyük acılarını bütün kalbimle paylaşıyorum.