Vergi Dairesi, geçmişe dönük mükellefiyet tesis eder


Ahmet Dulkadiroğlu

Ahmet Dulkadiroğlu

Okunma 09 Ekim 2013, 13:32

Devletin vergilendirme yetkisi, Anayasa’nın 73.maddesinde yer alan kamu giderlerinin karşılanması, kanunilik,mali güç ve genellik ilkeleri çerçevesinde Maliye Bakanlığına bağlı Gelir İdaresine verilmiştir.

Vergi Dairesi mükellefi tespit eden, vergi tarh eden,tahakkuk ettiren ve tahsil eden dairedir.(213 sayılı VUK.Mad.4)
 Bilindiği üzere ekonomik faaliyette bulunan her gerçek ve tüzel kişinin ,  bu hususu vergi dairesine bildirmek ödevidir.Aynı kanunun 153.maddesinde ;

 1) Vergiye tabi ticaret ve sanat erbabı,
 2) Serbest meslek erbabı,
 3) Kurumlar vergisi mükellefleri,
 4) Kolektif ve adi şirket ortaklarıyla komandit şirketlerin komandite ortakları,

 Keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.

  Bu mecburiyetlere uyulmaması halinde vergi dairesi resen mükellefiyeti tesis eder.Süresinde verilmeyen beyannameler için özel usulsüzlük cezalarını keser (Mad.353 ) ve dönem matrahının takdiri için dosyayı incelemeye veya    takdir komisyonuna sevk eder.Vergi dairesine intikal eden inceleme raporu veya takdir komisyonu kararıra göre cezalı vergi tarhiyatını yapar.

 Mükelleflerin işe başlamayı bildirmemeleri halinde vergi daireleri ihbar veya şikayete bağlı olarak yoklama fişine   veya yoğun-yaygın denetim tutanaklarına istinaden geçmişe yönelik mükellefiyet kaydı açabildiği gibi, gelişen teknolojik  imkanlar çerçevesinde   Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi  veri tabanına ( EVDO kayıtlarına aktarılan) başka birimler tarafından intikal ettirilen  gayrimenkul  ve  taşıt satış kayıtlarına göre de geçmişe dönük mükellefiyet tesis eder.
Son yıllarda elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına aktarılan verilere göre  mükellefiyet kaydı yapılıp  aylık beyannamelerini elektronik ortamda vermeyen mükellefler , geçmişe dönük mükellefiyet kaydı açılmasının ve özel usulsüzlük cezası kesilmesinin yerinde olmadığı  iddiasıyla  dava açabilmektedir.
Ancak  bilindiği üzere ,03.07.2009  gün ve 27277 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5904 sayılı Kanunun 01.08.2009 tarihinde yürürlüğe giren 22. maddesiyle eklenen fıkralarda, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde,ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmayacağı öngörülmüştür.

Dolaysıyla mükellefler faaliyetini vergi dairesinin bilgisi dışında yürütürlerken , vergi dairesinin bu kayıt dışılığı yukarıda açıklanan  şekilde tespit etmesi halinde yapılan işlem yasaldır.

Gayrimenkul alım satım faaliyetinden elde edilen kazanç ya gelir vergisinin konusunu oluşturmamakta ya da ticari kazanç veya  değer artış kazancı kapsamında gelir vergisinin konusunu oluşturmaktadır.

Bazı vergi mahkemeleri açılan bazı davalarda mükellefe,gerçek usulde mükellef olduğuna ve beyanname vermesi gerektiğine ilişkin bilgi verilmediği,haberdar edilmediği gerekçesiyle  –mükelleflerin  ödevleri göz ardı edilerek-idare aleyhine kararlar verebilmektedir.

193 sayılı  Gelir Vergisi Kanunu’nun 37.maddesinde; Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hüküm altına alınmıştır.Devamlılık unsuru bulunmayan alım satımlarda,elde edilen kazanç,diğer kazanç grubuna dahil bir gelir unsuru olarak sayılmıştır. Bazı vergi mahkemeleri de vergi kaydı olmayan gayrimenkul ve taşıt satışı yapan bu   mükelleflerin  satış işlemleri devamlılık unsuru taşıdığından ve bu hükme göre şartlar oluştuğundan ticari kazanç hükümlerine göre yapılan işlemleri hukuka uygun bularak idare lehine karar vermektedir.

Burada potansiyel mükelleflerin dikkat etmesi gereken husus,   yıl içinde  ya da birbirini izleyen yıllarda birden fazla satışın gerçekleşmesi halinde (ister gayrimenkul,ister taşıt olsun) ilgili vergi dairesine başvurmak suretiyle mükellefiyetini tesis ettirmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan “vergi dairesi nereden bilecek ?” Demeden  ;  Gayrimenkul    edinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde satanların alış-satış arasındaki fark istisna haddini geçmişse bir defaya mahsus “Değer Artış Kazancı” olarak vergi dairesine mart ayı içinde beyan etmesi gerekmektedir.(Miras ve bağış yoluyla edinenler  hariç)

Söz konusu  faaliyette bulunan mükelleflerden bazıları  birkaç yıl içinde 50-100 adet gayrimenkul veya araç alım satımı yaptığı kayıtlarda görülse de,sorulduğunda : “Ben bu faaliyeti ticari olarak yapmıyorum” cevabını verir,vergi/cezaya muhatap olduğunda ise dava yolunu seçtiği görülmektedir.
Vergiyi doğuran olay hukuken tekemmül ettiğinden mükellef lehine verilen vergi mahkemesi kararları ,idare tarafından sonuna kadar yasal yollar kullanılarak itiraz edilmektedir.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
nihat güven - 8 yıl önce
biri hariç bütün dediklerinize katılıyorum,katılmadığım nokta özel usulsüzlük cezasıdır kanun maddesini iyi okuyup sakin kafayla düşünün ne demek istediğimi anlayacaksınız...