Yalnız değil miyiz?


Ahmet Dulkadiroğlu

Ahmet Dulkadiroğlu

Okunma 01 Nisan 2013, 17:55

Yalnızlık her canlı için can sıkıcıdır. Hele kalabalıklar içinde yalnız olmak !. Ve “ Yalnızlığın    en kötüsü seni anlamayanların arasında kalmaktır.”Bilindiği gibi “Yalnınız” rahmetli Peyami Safa’nın yarım asır önce yazdığı romanının adı.

Romanın ana fikri: Manevi değerlerin zayıflaması sonucu yalnız kalan insanlığın yeniden  materyalizmin kör çemberini kırmaya, kendini kaybettiği ruhunu bulmaya çağırmaktadır.

Günümüzde insanın bütün sıkıntıları bu iklimin kaybolmasında  düğümlenmekte, her türlü imkâna sahip olmasına rağmen huzur ve sükûn bulamamaktadır. Yunus’un dediği gibi,”Bunca varlık varken gitmez gönül darlığı.” 

Romanın geçtiği atmosfer    imparatorluğun sınırlarının kültürel ve coğrafi olarak daraldığı bunalımlı  yıllardır. Dolaysıyla yazar ve şairler de  durumdan etkilenerek eserlerinde bu problemi topluma yansıtmaktadır. Bakıldığında Ahmet Hamdi Tanpınar’da mistik ,Necip Fazıl Kısakürek’te tasavvufi ,Peyami Safa’ da ruhi  duyguların sembolleştiğini  görmekteyiz.

Safa, romanda ;Bir evde yaşanıldığı  halde yaşayışları arasında yakınlık bulunmayan insanlar ve bu insanların meydana getirdiği toplumu resmederken ,insanlar da toplum da ruhunu aramaktadır. Dolaysıyla  “İnsan ruhunu anlamadan atomu izah etmek mümkün değildir.” Derken ,”Bazen kalabalıkların  ortasında, tek başımıza kaldığımız vakitlerinkinden  fazla yalnız değil miyiz ? sorusunu   sormaktadır.

Romanın kahramanı ,“Güzel idealler için yanan ve rahat yaşadığı halde kendisinden başkaları için, memleket ve dünyası için bedbaht olan” biridir.
Hayal ettiği ülke   Simeranya’da  insan, “ bir makine adam ve bir otomat” değil “manevi bir şahsiyettir.” Onun kahramanında yalan, “olmak dramına karşı aciz insanın elindeki geçici silahtır. Eğer insan ruhundaki ve hayattaki zıtlıklar ortadan kalkarsa yalana hiç lüzum kalmayacağına inanılır.”
Safa, ruhi derinliği olan romanda derdi teşhis edip çaresini de göstermektedir.”Her hastalık,evvelâ ruhta başlayıp sonra vücuda sirayet etmiş bir isyandır.” Tespitini yapmaktadır.

Böyle ağır,derin  ve sanırım tahlili az  yapılan roman,  günümüz dünyasına ışık tutmaktadır. Ev hayatında çoğu zaman öldürülen zamanları ve öylesine söylenen  ”Üç T “ olarak kısaltılan Televizyon, Telefon,Terlik ‘e bir de interneti eklersek bilmem ki  yitirilmekte olan değerlere  bir yenisini daha eklemek olmaz mı ? Veya bir tuşla idare ettiğimiz rahatlık dediğimiz ortam bu değil mi ?

M.Ö.6.Yüzyılda yaşamış Çinli Filozof Konfüçyüs, “Allah’ım,senden başka hiçbir şeyi olmayan ben,senden başka her şeyi olanlara acırım.” Demekle ne güzel söylemiş.Gerçekten bazen her şeyi olanlara acıyorum.Çünkü “Sen “ yoksun içlerinde.Sen olmayınca Allah’ım, dünya neye yarar bilmem ki !. Halbuki yaratılanların en kıymetlisi insan, kendi aksini Sen de görebilmeli.

Bazen mutluluğu yalnızlıkta ararız. Etrafımızda yalnızlığımızı paylaşacak kimse yoktur. Acaba yalnızlık paylaşılır mı , paylaşılmaz çoğu zaman.Belki kafamızı dinleriz.Yalnız kalmaktan,yalnız olmaktan korkarız.Oysa bir başka cepheden bakıldığında, “ Hep korkarız yalnızlıktan ama bil ki yalnızsan; Yalancı arkadaşların,iki yüzlü dostların ve çekip gidecek bir sevgilin olmaz.(Dougulas Noel) 

Kutsal Kitabımızda Hz. Davut’un  kalabalık, söz dinlemez  kavminden kaçarak Tur Dağı’nda  Rabbine  sığınması, Hz. Nuh’un da  950 yıl kavmine Allah’ın emirlerini tebliğ etmek için uğraştığı halde kavminin alay etmesi ,tehdit ve küçük düşürücü sözleri karşında inşa ettiği bir gemiyle  azgın kalabalıklardan yalnızlığı tercihle denize açılması,karada kalanların tamamının yok olması karşımızda bir ibret olarak durmaktadır.

Orhan Veli Kanık da ,  Sessizlik ve yalnızlığı Yalnızlık şiirinde ; “ Bilmez yalnız yaşamayanlar, / Nasıl korku verir sessizlik insana ; / İnsan nasıl konuşur kendisiyle ; / Nasıl koşar aynalara, / Bir cana hasret,/ Bilmezler.” İfade etmektedir.

Yalnızlık ,Allah’a mahsustur.  Derler .  Oysa yerin ve göğün sahibi yalnız olur mu  ? Çoğu insan yalnız ve çaresizdir. Yalnızlığı  mutluluk olarak görenler, yalnız yaşamaktan üzüntü duymayanlar da yok değil.Yalnızlıkla ayrılık ikiz kardeş gibidir.

Ömürlerinin sonuna birlikte gelmiş karı-koca iki insandan birine Emri  Hakkın vaki olmasıyla   veda etmesi  ,  nefes alıp vermesi dahi yeterli olduğunun farkına varılan   can yoldaşı  diğerinin sadece yalnız değil bir tutarsız, çaresiz , ışıksız ve belki de sığıntı olarak kalması tarifsiz bir duygudur.
 Kime açabilir ki mahremlerini …Varsa oğlu-kızı çoğu zaman mutlak sona kendilerinin gelmeyeceklerini sanırlar.Olan yakınları görmezler.Şimdilerde maddi durumu müsait olanlar da ya   huzur bulamayacakları huzur evinde  ya da bazen dilini dişini bilmediği  bir ecnebi bakıcının merhametine emanet !.
Yeryüzünde milyonlar içinde yalnız olan insanlar gibi, gökyüzünde sayılamayacak kadar fazla olan yıldızların da yalnız olduğunu  belirten güftesi Hikmet Münir Ebcioğlu’na,  bestesi Teoman Alpay’a ait  şarkıda ,”Gökyüzünde yalnız gezen   yıldızlar / Yeryüzünde sizin kadar yalnızım / Bir haykırsam bekle duyulur sesim / Ben yalnızım, ben yalnızım,yalnızım.” Tasviriyle yalnızlığın sahipsiz olmadığı vurgulanmaktadır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Duran ERDOĞAN - 9 yıl önce
muhterem üstad!
yalnız değilsiniz! "bir haykırsanız sesiniz dağların arkasında bile duyulur" ve dostlarınız öyle ki tüm hızıyla size ulaşır. önemli olan bardağı dolu tarafından bakmak değil mi? saygılarımla.
DAVETİYE: Siz değerli dostlarımı yenilenen Duran ERDOĞAN Kişisel Web Sitemi ziyaret etmeye davet ediyorum. Giriş serbest, ikramlar ücretsizdir. Adresimiz: http://www.duranerdogan.com Buyurunuz, bekliyorum efendim.
Duran ERDOĞAN
Kırşehir Anekdotları Yazarı
http://www.duranerdogan.com