Yapana değil, yaptırana bak...


Hakkı MAHLUT

Hakkı MAHLUT

Okunma 11 Nisan 2018, 10:16

Yapana değil, yaptırana bak...

İş hayatında karşılaşılan en büyük sorunlardan biri, yönetici ve çalışanın birbiriyle doğru şekilde iletişim kuramamasıdır. Bu durumun iş verimini ne kadar çok azalttığını hepimiz çok iyi biliriz. Tabiî ki işini ehliyle yapan kişilerle çalışmanın eşsiz bir mutluluk verdiğini de göz ardı etmemek lazım. Günümüzde aynı duyguları besleyerek çalışan çok az insan kaldı. Çoğu zaman yönetici ve çalışan arasında ciddi bir mesafe olması tamamen iş kaybına neden bir takım hataları da beraberinde sürüklemektedir.

Özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında, birçok açıklaması olsa da idareci ve çalışan arasındaki iletişimi; planlama, koordinasyon, kontrol etme gibi yönetimsel fonksiyonların aktarılması olarak ifade edebiliriz. Günümüzde koltuğun elden alınması düşüncesinin yaygın olması sebebi ile yapılması elzem icraatların bile yapılamaması, doğru bir şekilde iletişim kuramamanın bir sonucudur. Şöyle ki; bir çalışanın yönetim ile ilişkisi korku ve güven eksikliği ile kurulmuş bir ilişki ise, en kalifiye görülen çalışanların bile hata yapma olasılığının artması yanında iletişimdeki olumsuzlukların kemikleşmesi de kaçınılmaz hale gelir. Bunu engellemek için doğru iletişim stratejilerinin tercih edilmesi gerekir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan bazı müdür ve amirlere ve onları o makama getiren kişilere seslenmek istiyorum. Kayırmacılık, ayrımcılık, eleştirileri insan içinde, övmeyi kapalı kapılar ardında yapmak, dinlememek, sorumluluk vermemek, hakaret etmek, aşırı otoriter davranmak yalaka bir yöneticinin en belirgin özellikleridir. Maalesef bu cins amir türü giderek yaygınlaşmakta. Adam çalıştırmak, idare etmek bu kadar zor mu ben anlamış değilim. Adı ‘idareci’ olanın ‘idare etme=yönetme’ vasıflarına da sahip olması gerekir ki iş hayatında verim alınabilsin.

Diğer bir konu da nereye kadar böyle devam edecek? Kefenin cebi olsa da giderken götürseler! Bazı koltuk sevdalısı işe yaramaz adamları inanın ben bıktım yazmaktan, onlar bir türlü bıkmadı. Bu devlet hepimizin, o makam mevkiler sizlere emanet edildi ki işinizi düzgün yapasınız diye, yoksa tapulanmadı. Bunun en güzel örneği; ‘baba’ dedikleri zat!  Bir geldi pir gitti, yaptığı yanına kar kaldı. Neydi o, yedi köyün ağası gibi? Tespih elinde, üç araba polis koruması, sırtında palto, ne acayip bir şeydi tam çözemeden gitti, imparatorluk dönemi de bitti.
     
Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner. Bu memleket, kişilik ve insanlıktan nasibini almamış, kendini beğenmiş, ‘Ben üst bürokrasinin adamıyım, beni kimse yerimden oynatamaz’ tavırlarına sahip güya amirlere layık değil, mecbur da değil. Yok öyle bir dünya, deveden büyük fil, onun ötesinde kâinatın sahibi Allah var.

Ben her şeyden ders alınması gerektiğini düşünüyorum. Sizlerin yerinde olmak isteyen binlerce insan var, azıcık sizlerde vatan millet sevgisi varsa bu ülkenin her kuruşuna sahip çıkarsınız. Adam çalıştırmak da bu kadar zor olmasa gerek. Önce çalışmasını, çalıştırmasını öğreneceksiniz. Buna bir örnek verirsek, saat 9’da işe gelip, önce çay kahvaltı molası, ardından sigara molası, sonra lavabo, sonra eş dost muhabbeti, öğle yemeği, her gün aynı şeyler… Ayın 15’inde maaş.  Ne güzel. Sonra da oturup hükümeti eleştirirler maaş yetmiyor diye. Artık bir şekilde takip sistemi hayata geçirilmeli, yoksa her geçen gün daha da geriye gideceğiz.

Bu ülke hepimizin, hep beraber sahip çıkmalıyız. Çıkmayanları da elimizden ne geliyorsa yapmalıyız. Çünkü benim zoruma gidiyor arkadaş. Siz ne dersiniz, onu da siz değerli okurlarıma bırakıyorum. Allah herkesi doğru yoldan ayırmasın.

Hakkı Mahlut
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.